21.YY’da Nasıl Bir Öğretmen Eğitimi?

21.YY’da Nasıl Bir Öğretmen Eğitimi?


21.yy. çocuklarının, daha fazla özgürlük ve esneklik sunan yeni bir okul anlayışına ve yeni nesil öğretmenlere ihtiyacı olduğunun, dünyanın eğitim gündemini en çok meşgul eden konulardan birisi olduğunu biliyoruz.
21.yy’da iyi bir okul konsepti ortaya koymak, birçok bileşeni etkili şekilde yönetebilmeyi gerektirmektedir. Bu noktada tek başına teknoloji, eğitimi 21.yy seviyesine getirmek için yeterli değildir. Asıl önemli olan, araçlardan çok, araçların ne şekilde kullanıldığıdır.

Bu yüzyılın gerektirdiği ihtiyaçlara göre, öğretmenlerin de tıpkı öğrenciler gibi yenilikçi eğitim programlarıyla desteklenmesi gerekiyor. Öğretmenlere sunulacak etkili programlar, bu programların yöntemi, onlara sunulacak kaynakların kalitesi, iyi geribildirimler öğrencilerin gerçek bir 21.yy eğitim deneyimi yaşamalarında önemli faktörler olarak sayılabilir.
CPE ve Microsoft tarafından hazırlanan bazı kaynaklara göre, öğretmenlerin mesleki gelişim programlarının nasıl olması gerektiği konusunda oldukça kaliteli deneyimler paylaşılmıştır. Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

* Okullarda sıklıkla gerçekleştirilen tek seferlik çalıştaylar gibi 14 saatten daha kısa süreli programların öğrenci başarısı üzerinde hiçbir etkisi bulunmamaktadır.
* Öğrenci başarısının artırılması için, daha fazla zamana ihtiyaç bulunmaktadır. Öğrencinin başarısı artırılmak isteniyorsa, öğretmenlerle daha fazla vakit harcamak gerekmektedir.
* İyi öğretmenler, harika birer öğretmen olmayı isterler. Ancak, bütün öğretmenlerin, bugünün sınıflarında etkili ve verimli olabilmeleri için gerekli olan eğitim ve desteği aldığını söyleyemeyiz.
* Mesleki gelişim, günümüzde maalesef etkinliğini büyük oranda yitirmiştir. Öğretmenlik uygulamalarını değiştirmediği gibi, öğrencinin öğrenme sürecini de iyileştirmemektedir. Bu sebeplerden dolayı, mesleki gelişim programlarına önem verilmeli, öğretmenlere, öğrenme için yeterli süreler verilmeli ve kendilerine yeni bir strateji ile birlikte, uygulama sorununun üstesinden gelmelerine yardımcı olunmalıdır.
* Öğrencilerin ne şekilde öğrendiklerine dair soruları sıklıkla sorarız. Ancak öğretmenlerin ne şekilde öğrendiklerini çok da düşünmeyiz. Okullar, eğitmenlerin öğrenmeleri konusu üzerinde kafa yormalı, öğretme konusunda yeni teknikler benimsemeli ve planlamayı bunlara göre düzenlemelidir.
* Bazı araştırmaların sonuçlarına göre, öğretmenlerin, yeni bir strateji üzerinde uzmanlaşması ve sınıfta bu stratejiyi uygulayabilmesi için 50 saat kadar eğitim, uygulama ve koçluğa tabi tutulması gerekmektedir.
* Geleneksel çalıştaylar veya mesleki gelişim programları yalnızca öğretmenlerin uygulamalarını değiştirmek konusunda etkisiz olmakla kalmamakta, teorik kavramların ve kanıta dayalı araştırmanın uygulamaya yansıtılmasında da zayıf kalmaktadır. Bunun nedeni, pek çok mesleki gelişim çalıştayında öğretmenlerin yalnızca pasif dinleyiciler olarak bulunmalarıdır. Yine, öğrencilerde olduğu gibi, öğretmenler de aktif katılabildikleri ve sunulan bilgiyi anlamlandırabildikleri hallerde daha iyi öğrenmektedir.
* Öğretmenlerin bir kavram hakkında bilgi sahibi olmalarını amaçlayan Mesleki Gelişim seanslarının, öğretmenlerin kavramları çeşitli ve aktif biçimlerde öğrenmeleri sağlandığında daha başarılı olduğu görülmüştür.

* Bu etkinlikler şunlar olabilmektedir: okuma, rol yapma teknikleri, sunulan konunun açık-uçlu şekilde tartışılması, flipping PD, öğretim metodolojisini gözlemleme ve tartışma amaçlı sınıf ziyaretleri gibi.
* 21. Yüzyılda eğitimin karşısındaki güçlük, uygulanabilir, uyarlanabilir ve gençlerin sınıf dışındaki yaşamları ile gelecekteki meslek edinimleri ile uyumlu bir yaklaşımın geliştirilmesidir. Bunun yanıtı yenilikte yatmaktadır; ancak, asıl soru ne tür bir yenilik olacağı ve bunun nasıl uygulanacağıdır.
* Bunun çözümü, teknolojinin pedagojik hedefleri destekleyecek şekilde entegre edildiği iyi düşünülmüş bir yaklaşım gerektirmektedir.
* Bunun çözümü karmaşıktır ve tek çözüm yolu olarak teknolojinin kullanılması, bu güçlüklerin üstesinden gelinmesini sağlamayacaktır.

http://egitimtrend.com/21-yuzyilda-nasil-bir-ogretmen-egitimi/

Eğitimde Microsoft Devrimi

Eğitimde Microsoft Devrimi

Muhtemelen İlk Tanıştığınız Bilgisayarın İşletim Sistemi Windows’tu.

Evet, kimileri çocukluğunda, kimileri üniversite hayatında, kimileri de iş hayatında tanıştığı bilgisayarların işletim sistemi çok büyük bir ihtimalle Windows’du.  Muhtemelen bizlerin çocukları da iş hayatına atıldığında yine Windows işletim sistemi kullanıyor olacaklar.  Windows’un 2014 yılı sonu itibari ile masaüstü işletim sistemleri pazarın %90’nına hakim olduğunu düşündüğümüzde elbette bunun bir tesadüf olmadığını anlayabiliyoruz.

Microsoft, şüphesiz dünyanın en büyük markalarından biri olmakla beraber Windows işletim sistemi ile dünya üzerinde en çok kullanılan işletim sistemleri sıralamalarının başında yer alıyor. Ayrıca sunduğu donanım ve yazılım hizmetleri ile dünya pazarının büyük bir kısmına hitap ediyor. Böyle büyük bir firma, Google, Apple, Intel gibi dünya devi diğer şirketlerin yanında son yıllarda eğitim alanında adından pek söz ettirmiyordu. Fakat son birkaç yılda işler değişmeye başladı.

Capture1

İşletim Sisteminde Farklı Bir Deneyim

Öncelikle, işletim sistemiyle fark koymaya başladı Microsoft. Windows 8 sürümü ile kullanıcılarına artık yeni bir deneyim sunuyor. Bu yeni özellik, Windows 8 işletim sistemiyle, hem masaüstü hem de tablet deneyimini tek bir cihazla yaşatıyor. (2’si 1 arada )Windows 8’in masaüstü sürümü ile eski Windows kullanıcılarının alışkanlıklarına hitap etmeye devam ederken, tablet arayüzü ile kullanıcılara farklı bir deneyim sunuyor. Bu farklı deneyimi bir arada sunmakla da kalmıyor, aynı anda hem masaüstü hem de tablet kullanımına imkan veren Windows 8 ile tablet uygulamalarına erişebilirken, masaüstü programlarını da aynı anda kullanmanın ayrıcalığını yaşayabiliyorsunuz. Bu, şüphesiz kullanıcılara keyif veren bir deneyim yaşatıyor.

Office 365 ve OneNote 

Hepimiz, bir bilgisayarla çalışmaya başladığımızda  alışık olduğumuz Office’i ürünlerini ararız. Hatta, yeni bir Mac aldığımızda veyahut Linux kullanırken farklı bir ofis uygulaması yüklesek de cihazımıza, o programlara yine Word, Excel diye hitap etmeye devam ederiz.  İşte böyle bir alışkanlıktan geliyoruz hepimiz.

Böyle bir alışkanlıkla hayatımızı sürdürürken, iş hayatının her alanında Office varken, Microsoft’un Office’i daha da yaygın hale getirmeye çalışması hatta eğitim ortamlarında ücretsiz kullanıma sunması aslında çok da şaşılacak bir durum değil.

Office 365 ile Microsoft, eğitim kurumlarına ücretsiz sunduğu hizmetleriyle öğretmen ve öğrencilerin çevrimiçi ortamlarda Office Word, PowerPoint, Excel ve diğer Office yazılımlarını hem bireysel hem de birlikte çalışmalarına fırsat veriyor. Böylelikle, Office hizmetleri Office 365 çatısı altında, her zaman alışık olduğumuz Office deneyimine çevrimiçi ortamda erişiyor olmak, birden fazla kullanıcı ile aynı dokümanlar üzerinde çalışabilmek Office 365’i çok cazip hale getiriyor. Sadece eğitim ortamlarında değil, iş ortamlarında da hem masaüstü hem de online ortamda aynı proje dokümanları üzerinde iş arkadaşlarınızla birlikte aynı anda çalışıyor olmak insana büyük rahatlık sağlıyor.

Tüm bunların yanında Microsoft, Office’in yeni bir parçası olan OneNote ile çok daha farklı işler yapmaya imkan sağlıyor.  Aslında, sadece bir not uygulaması gibi gözükse de OneNote ile Microsoft büyük bir yeniliğe imza atarak, bir not alma uygulamasından çok daha fazlasını sunuyor.

İçerikleriniz bilgisayarınızda, tabletinizde ve telefonlarınızda birbirine senkronize olur ve istediğin platformda notlarınıza erişebilme imkanını sağlar. Not defterlerinizi, görüntülemeleri veya düzenlemeleri için başkalarıyla paylaşabilirsiniz. Aileniz, sınıf arkadaşlarınız ve iş arkadaşlarınızla birlikte aynı doküman üzerinde çalışabilir, proje çalışmaları yapabilir veya notlar alabilirsiniz. Özellikle kalem özelliği bulunan tablet cihazlar ile OneNote’u kullanmak gerçekten kullanıcılara keyif veriyor.

Diyeceksiniz ki, OneNote’un bu özellikleri diğer not alma uygulamalarında da var. Bunun farkı ne? İşte bu farkları ayrıntılı bir şekilde diğer yazımızda ele alacağız.

Microsoft ve Teknoloji Entegrasyonu

Microsoft eğitimde teknoloji entegrasyonuna ve 21.yy’da değişen eğitim anlayışına yönelik yaptığı araştırmalar ve çalışmalar dünya markası olmuş teknoloji firmalarının önüne geçiyor.

Microsoft, dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alıyor. Microsoft gibi dünya markası olmuş şirketler son yıllarda eğitime yaptıkları yatırım ile öne çıkamaya başladılar. Diğer markalardan Microsoft’u ayıran en büyük özellik ise, 21.yüzyılda eğitimde teknoloji entegrasyonu üzerine yaptığı araştırmalar ve bu araştırma sonuçları ile eğitimde teknoloji entegrasyonunun nasıl yapılması gerektiği üzerine yaptıkları çalışmalar, sunduğu fırsatlar ve bilgiler ile geleceğin eğitimine ışık tutuyor.

Müfredata teknolojinin entegre edilmesi sürecinde hangi hususlara dikkat edilmesi gerektiğine dair yayınladığı makaleler, öğretmen eğitimi üzerine kurduğu web portalları ile Microsoft, ürün satmaktan çok daha fazlasını hedeflediğini açıkça ispatlıyor.

HeroImage_712x383

Microsoft Eğitim İçerikleri 

Üstün Öğrenme Araçları İstenilen Zaman ve Mekanda Üretkenlik sağlıyor.

Öğrenciler teknolojiyle öğrenirken, öğrendiklerinin farkına varmazlar. Bağımsız öğrenme ortamında yaptıkları şeylerden keyif alırlar ve aynı zamanda öğrenirler, üretirler. Windows uygulamaları ve Office365 paketiyle Vizyon Koleji öğrencileri sunular oluşturabilmekte, zaman ve mekan fark etmeksizin online işbirlikli çalışmalar yapabilmekte, proje raporları yazabilmekte ve dünya ile iletişim kurabilmektedir; üstelik bunların hepsini masaüstü bilgisayarlardan veya taşınabilir cihazlardan yapabilmektedir.

İki kurum arasındaki bu stratejik işbirliğiyle öğretmenler de, Microsoft Educator Network vasıtasıyla online mesleki gelişim eğitimleri alma şansı bulmaktadır. Ayrıca öğretmenler, Office Mix, OneNote, Office365 gibi Microsoft programlarından da faydalanabiliyor. Teknoloji ile eğitim, 21. yüzyıl eğitim modelleri, dijital okuryazarlık, sınıflarda Windows 8 kullanımı gibi birçok pedagojik ve teknolojik eğitim konularında sunulan hizmetlerden en etkin şekilde yararlanmaktadır.

Microsoft ve Mesleki Gelişim 

Microsoft’un en büyük farklarından biri şüphesiz mesleki gelişime yaptığı yatırımdır.

Microsoft Educator Network (Microsoft’un eğitimciler için oluşturduğu platform)  whttps://education.microsoft.com/ ile öğretmenler, Windows işletim sistemi, Office araçları ve diğer Microsoft ürünleri ile ilgili online kurslara takip edip, kursların sonunda Microsoft onaylı sertifikalarını alarak mesleki gelişimini sağlıyor.

Sadece online seminerlerle değil, Microsoft Educator Network ağında bulunan diğer tüm eğitimciler ile irtibata geçip, kendi öğrenme ağını inşa edebilen öğretmenler, katıldıkları forumlar, paylaşımlar ve tartışmalarla da dünyanın her bölgesinden eğitimcilerin çalışma örneklerini görebiliyor, onların fikirlerini, yaptıklarını inceleme fırsatı buluyor.

Modern Sınıflarda Öğrenme

Modern Sınıflarda Öğrenme

Eğitim denince akla milyonlarca yeni kelimenin geldiği bir çağda yaşıyoruz. Biz eskiyi de, yeniyi de görmüş bir nesil olarak çok şanslıyız ama acaba bunca eğitimci yıllarca bu yeni terimlerden bihaber yaşayarak nasıl verimli olabildi ya da çok mu şey kaybetti? Kafalarda hep aynı sorular. Biz bunları bilmeyen öğretmenler tarafından yetiştirildik ve bunları bilen öğretmenler olarak yeni nesilde neyi değiştirebiliriz?

Terimler demişken bunların hepsinin eğitimin artık temel taşı olmuş kelimeler olduğunu söylememe gerek yok. Şimdi bunlardan en önemli üç tanesini ele alalım. Farklılaştırılmış Öğrenme, Bireyselleştirilmiş Öğrenme ve Özelleştirilmiş Öğrenme. Birbirine çok yakın üç terim, neredeyse birbirlerinin eş anlamlısı olabilecek kadar yakın ama pratikte birbirinden oldukça farklı üç teknik. Nedir bunlar ve eğitim dünyasında nasıl yer edindiler. Bugün modern sınıflarımızda her çeşit ilgi alanı olan, farklı öğrenme hızında ve farklı becerileri olan birçok öğrenci bir araya gelmiş ve bu öğrencilerden çoğu zaman aynı şeyi, aynı zamanda aynı hızda öğrenmeleri beklenmiştir. Hepimiz öğrenci olduk ve hepimiz biliriz ki birileri hep daha hızlı, ya da daha ilgili, ya da tam tersi konudan daha kopuk ve uzaktır. Bizler öğrenciyken daha görsel, işitsel veya kinetik öğrenme kavramları bile yaygın değilken, hiçbirimiz öğretmenlerimizden bireysel ya da özelleştirilmiş öğrenme metotlarıyla ders anlatmasını bekleyemezdik. Ama şuanda bunları bilmekle yükümlüyüz ve eğitim adına olan her yeniliğe açık olmak bizim en temel görevimiz. Yaşadığımız çağda her şey hızla değişmekte ve gelişmekteyken hala elimize aynı ders kitabını alıp öğrencilere okutup, ezberletip, yazılı sınav yaparak onları eğitmeye kalkarsak, tarihe adımızı altın harflerle kazımış oluruz gerçekten. Çünkü dünyanın en inanılmaz oyunlarından, video ve ya filmlerinden bile 20 dakikada sıkılan çocuklarla baş ediyoruz bizler gibi bez bebekleri veya misketleriyle mutlu olanlardan değil. Peki nedir bu terimler? Herkesin bildiğini sandığı bu yöntemler aslında nasıl en doğru kullanılır? Farklılaştırılmış öğrenmeden başlayalım. Bu günümüzde çokça yaygın olan bir terimdir. Üzerine ne kitaplar yazıldı, ne seminerler düzenlendi ama hala bunu iki farklı çalışma kağıdını öğrencinin önüne koyarak yapabileceğimizi sananlar var.

Modern-school-classroom-with-tables-for-four-students
http://www.pgpinews.co.uk/wp-content/uploads/2016/02/Modern-school-classroom-with-tables-for-four-students.png

Farklılaştırılmış öğrenme, aynı amaca ulaşmaya çalıştığımız, aynı hedefi koyduğumuz fakat bunu öğrencilerimizin farklı yollardan gerçekleştirmesini beklediğimiz öğrenme türüdür.

Bizim ders içerisinde vereceğimiz “instruction” denilen komut veya talimatların farklılaştırılması olayı diğer bir değişle. Herkese anlayacağı dilden nereye ulaşması gerektiğini anlatmak. Farklılaştırılmış öğrenme bizim sandığımız gibi anlatılan materyalin etkisini zayıflatmak ya da öğrenciler için değişik ders planları kullanmak değil, onların ilgi ve ihtiyaçlarına göre aynı noktaya farklı yöntemlerle ulaşmalarını sağlamaktır. İzleyecekleri yolda onlara kendi seviyelerine ve öğrenme sürecindeki ihtiyaçlarına göre değişik talimatlar vererek onları diğerleriyle aynı istasyona ulaştırmaktır. Kısacası öğrencilerin öğrenme şekillerine göre öğretmenin gösterdiği aktif yol ve yöntemler bugün farklılaştırılmış öğrenme olarak adlandırılmıştır.

Bireyselleştirilmiş Öğrenme ise bundan farklı ama aslında iç içe olan bir teknik. Eğer farklılaştırılmış öğrenme “nasıl” sorusuna cevapsa, bireyselleştirilmiş öğrenme de “ne zaman” sorusuna cevap olabilecek niteliktedir.

Bir öğrenme grubu, aynı akademik amaç doğrultusunda eğitilebilirken, başka bir birey de bu sisteme göre, kendi öğrenme hızında ilerleyebilir ve farklı zamanda aynı kazanımları edinmiş olur. Bu öğrenme metoduyla, öğrenciler zaten bildikleri şeylerle sırf diğerleriyle eşit zamanlı öğrenmek zorunda oldukları için zaman kaybetmek zorunda olmaz. Ayrıca daha yavaş ve sindire sindire öğrenebilen öğrencilerle bir arada olarak gereksiz zaman harcamak zorunda kalmazlar. Kendi hızlarında ilerleyen öğrenciler, müfredatın gerektirdiklerini daha farklı zamanlarda öğrenmiş olarak bir şey kaybetmezler. Bu teknikte, öğrenme stratejileri tamamen öğrencinin ne kadar hazır olduğuyla doğru orantılı olarak geliştirilir ve öğrencilerin ilgi, hız ve yeteneklerine göre belirli kazanımları kendi kapasiteleri doğrultusunda edinmeleri sağlanmış olur.

Son olarak da Bireyselleştirilmiş Öğrenmeyle sık sık karıştırılan Özelleştirilmiş Öğrenme metoduna değinelim.

Muhtemelen içlerinde en çok karıştırılan öğrenme şeklidir. Belki de hepsinden biraz barındırdığı için daha karmaşık olduğu düşünülebilir. Öğrenmenin hem tercihlere, hem değişik öğrenci gruplarının ilgi alanlarına hem de öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına göre verilen farklı komutlarla düzenlendiği bu yöntem, her bir metottan bir şeyler barındırmaktadır. Bireyselleştirilmiş öğrenmeden farklı olarak öğrenciler bu yöntemde, öğrenme aktivitelerinin yaratılmasında aktif rol alır. Öğrenmenin öğrencinin varması gereken nokta olmasından ziyade, öğrenciye öğrenmenin yolunu öğreten ve “ne öğrenilecek” ten ziyade “nasıl öğrenilecek” sorusuna cevap olabilecek bir yöntemdir. Varılacak noktadan çok süreçle ilgilenen ve bu süreci verimli kılarak her öğrenciye kendi potansiyeliyle nasıl öğrenebileceğini gösteren bir öğrenme yöntemidir diğer bir değişle. Öğrenci kontrolü eline alır ve kendi öğrenmesini kendi yönetir. Öğretmenler bu öğrenme sürecinde olayın merkezinde değil, tam tersi kenarındadır ve öğrencilerin bu süreçte kendi öğrenmelerini en iyi şekilde yine kendilerinin yönetmelerini sağlamakla yükümlüdür. Bugün modern öğrenme, öğrenci ve öğretmenin arasındaki en sağlam köprüleri kurmakla kalmaz, birbirleriyle en iyi etkileşimi kurmalarını ve öğrenme sürecini en hızlı ve kolay şekilde yönetmelerini sağlar. Teknoloji de anlamlı ve verimli kullanıldığında bu yöntemlerin en büyük yardımcısıdır.